Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Napolyon’un Elçileri

600,00 ₺

1789 Fransız Devrimi, “eşitlik, kardeşlik, özgürlük” nidalarıyla Avrupa’nın kadim monarşilerini temellerinden birer birer sarsarken, Bâbıâli kopan bu fırtınayı neden bir beka tehdidi olarak görmedi? Napolyon Bonapart Paris’in rasyonalitesinden Doğu rüyasına kaçarken bozulan ittifaklar arasında Osmanlı İmparatorluğu kendi devlet aklını nasıl tatbik etti?
Bir yandan Nizam-ı Cedid ile ordusunu modern...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Siyaset, Siyasi Tarih
04 Şubat 2026
384
Türkçe
Karton
135x210 mm
9786255839695
Stokta var
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

1.200 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

1789 Fransız Devrimi, “eşitlik, kardeşlik, özgürlük” nidalarıyla Avrupa’nın kadim monarşilerini temellerinden birer birer sarsarken, Bâbıâli kopan bu fırtınayı neden bir beka tehdidi olarak görmedi? Napolyon Bonapart Paris’in rasyonalitesinden Doğu rüyasına kaçarken bozulan ittifaklar arasında Osmanlı İmparatorluğu kendi devlet aklını nasıl tatbik etti?
Bir yandan Nizam-ı Cedid ile ordusunu modernize etmeye çalışan, diğer yandan daimî elçiliklerle Avrupa diplomasi ligine dahil olmaya çabalayan III. Selim, Avrupa merkezli modern tarihçiliğin zafiyet olarak nitelendirdiği denge politikasıyla imparatorluğu en uzun yüzyılına hazırlarken, Türk-Fransız ilişkilerinin seyri Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı işgal etmesiyle dramatik bir dönüşümün eşiğine geldi. İki asrı aşkın kadim ittifak çatırdadı, açılan gedikten devlet aklının beka arayışı sökün etti. Avrupa haritasını barut, kan ve zaferle yeniden çizen Napolyon Bonapart, muharebe alanları ve Avrupa saraylarındaki nüfuzunun tezahürü olan büyükelçileriyle bu yeni düzende yerini almak istedi.
Bu kitap, Devrim sonrası Fransız Cumhuriyeti’nin kuruluşundan, modernleşme teşebbüslerinin bedelini saltanatıyla ödeyen III. Selim’in son günlerine uzanan süreçte, Türk-Fransız diplomatik ilişkilerinin çalkantılı dönüşümünü mercek altına alıyor ve Napolyon Bonapart’ın Doğu politikasına yön veren İstanbul’daki Fransız büyükelçilerinin raporları eşliğinde okuyucuyu, tarihin en kritik dönemeçlerinden birine tanık olmaya davet ediyor.

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.