Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Osmanlı Hanımları ve Kadın Terzileri (1869-1923)

300,00 ₺

"Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, Osmanlı toplumunun büyük bir kısmı giysilerinde kullandığı kumaşları evindeki el tezgâhında kendisi dokuyor, tasarımını ve biçkisini kendisi yapıyor ve giysilerini yine kendisi elde dikiyordu. 1870'lerden itibaren Osmanlı İmparatorluğu'na gelmeye başlayan dikiş makineleri, değişim sürecini oldukça hızlandırmakla birlikte, daha henüz yaygın olarak kullanılmaya başl...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Osmanlı Dönemi, Tarih
08 Nisan 2015
152
Türkçe
Karton
130x195 mm
9786055283643
Stokta var
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

1.200 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

"Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, Osmanlı toplumunun büyük bir kısmı giysilerinde kullandığı kumaşları evindeki el tezgâhında kendisi dokuyor, tasarımını ve biçkisini kendisi yapıyor ve giysilerini yine kendisi elde dikiyordu. 1870'lerden itibaren Osmanlı İmparatorluğu'na gelmeye başlayan dikiş makineleri, değişim sürecini oldukça hızlandırmakla birlikte, daha henüz yaygın olarak kullanılmaya başlanmamıştı.
Osmanlı toplumunun yaklaşık yüzde doksan beşini oluşturan halk, o zamanki deyimiyle "ısmarlama" veya "hazır elbise"ye pek rağbet etmiyordu. Terziye gitmek isteseler bile, çoğunun satın alma gücü buna pek yeterli olmuyordu. Hali vakti yerinde olanlar ise, elbiselerini diktirtmek için, bu işi yaparak hayatını kazanan profesyonellere, yani terzilere başvuruyordu. Terzilere gitmeyi seçen kalburüstü "kibar" Osmanlılar, gittikleri terzihanelerde kendilerine o zamanki deyimlerle "elbise dikiniyor" ve "kıyafet yapınıyor"lardı. Osmanlı İmparatorluğu, özellikle de İstanbul şehri, ondokuzuncu yüzyılda terziler için adeta bir cennet teşkil ediyordu. Devrin lüks tüketim anlayışına göre, dayanıklı "İngiliz kumaşı"ndan yapılmış ve Frenk -yani işinin ehli "ecnebi"- terziler tarafından en son modaya uygun olarak biçilip dikilmiş kaliteli bir elbise, sahibinin ne kadar ince, kibar, şık, zarif, zevkli, zengin ve prestijli olduğunun bir göstergesiydi; kısacası bir zerâfet, seçkinlik ve statü sembolüydü.
Bu çalışmada, çeşitli dönemlerde Osmanlı kadın dergileri etrafında gelişmiş üç "İslâm terzihânesi" girişiminin hikâyesini okuyacaksınız: Hanımlara Mahsûs Gazete'nin Terzihânesi (1895), Şişli'de Kız Sokağı'nda 18 Numerolu Hâne (1901), ve Kadınlar Dünyâsı'nın Terzi Evi (1913). Bu terzihâne teşebbüslerinden yola çıkarak, sonuç bölümünde, incelediğimiz kadın terzilerin üretim tarzı ve bu üretim tarzı içerisinde Osmanlı hanımlarının terzileriyle birlikte geliştirmiş oldukları üretim ve tüketim ilişkileri üzerine küçük bir analiz denemesi de yer alıyor."

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.