Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Tarihin Yapısökümü

250,00 ₺

Bir insanın yüzündeki çizgilere bakarak neler yaşadığını çıkarabilir miyiz? Kaldı ki ortada kendisi değil de bir fotoğrafı, heykeli ya da resmi varsa, bunlar o insanın yaşadığı gerçekliği ne kadar yansıtır? Dolayısıyla çizgilere bakılarak yazılanlar ve bu yazıları okuyanların yazdıkları nasıl bir tarihtir? Geçmişi ve bir daha geri gelmeyecek hayat tecrübelerini, bıraktığı izlere bakarak aslına uyg...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Tarih, Tarih Araştırmaları
Abdullah Yılmaz
29 Eylül 2022
300
Türkçe
Karton
135x210 mm
9786257312035
Stokta var
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

1.200 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

Bir insanın yüzündeki çizgilere bakarak neler yaşadığını çıkarabilir miyiz? Kaldı ki ortada kendisi değil de bir fotoğrafı, heykeli ya da resmi varsa, bunlar o insanın yaşadığı gerçekliği ne kadar yansıtır? Dolayısıyla çizgilere bakılarak yazılanlar ve bu yazıları okuyanların yazdıkları nasıl bir tarihtir? Geçmişi ve bir daha geri gelmeyecek hayat tecrübelerini, bıraktığı izlere bakarak aslına uygun olarak yeniden yaratmak mümkün müdür? Yani objektif ve tek bir tarih yazılabilir mi? İşte Alun Munslow Tarihin Yapısökümü’nde bu sorulara cevap arıyor.
Tarihe, özellikle kendi tarihine çok meraklı olup da tarihçi ve tarih metninin kendisi üzerinde pek durmayan bir entelektüel iklimde, bu soruların hayati önemi ortadadır. Foucault’ya göre ifade edersek, tarih geçmiş hakkında tarihçilerin modern söylemlerinden ibarettir ve bu tarih, her bilgi gibi iktidar ilişkilerinin kurulması ve sürdürülmesinde kullanılır.
Munslow bu kitapta, pozitivist ve ampirist tarih anlayışlarının eleştirisi temelinde, postmodern tarih anlayışına bir giriş yapıyor ve sorunlarını tartışıyor: Tarih salt zihnî ya da lisani bir kendilik olmadığı gibi objektif de olamaz. Geçmişten bize kalan izler vardır. Ama bu izler kendi başlarına dilsizdir: Onları dillendiren tarihçidir. Tarihçi, fiilen var olan geçmişe açıklayıcı, ideolojik, siyasi sebeplerle hikâyeler dayatarak bir anlatı, yani tarih oluşturur. Daha doğrusu, Foucault’nun “epistem”lerinin art arda dizilişi gibi, mecazların akışıyla yaratılan bir anlatıyla gerçeklik etkisi yaratır. Dilin gerçekliği ne kadar yansıtabildiği, tarih ve tarihçinin neyi anlattığı, tarihî gerçeklerin ne kadar gerçek olduğu soruları ortadayken yine de tarih yazılabilir mi?

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.