Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Buzul Çağının Virüsü

295,00 ₺

Denizdi bakan sabaha, yorgun, ağır, derin, kırışık, eskimesiz, çoğalmayan

ve çoğaltmayan. O bile ölürdü ha? Sokuldum ısıyı oluşturan, dokunan,

dokunabilmeyi bilmez ellerine. ‘Acımasız olma bunca.’ İşte, buzul çağının

virüsü olmaya çoktan razıyım. Ya da ölüm mantıksa, o bile ölürse, biz

neden yaşayalım? O bile ölüm öncesi ölüm bilincindeyse...

“Ben sözcükleri hep ayrı ayrı anlamlarda düşünürüm...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

21 Ağustos 2026
272
Türkçe
Karton
135x195 mm
9786253697013
Stokta yok
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

Denizdi bakan sabaha, yorgun, ağır, derin, kırışık, eskimesiz, çoğalmayan

ve çoğaltmayan. O bile ölürdü ha? Sokuldum ısıyı oluşturan, dokunan,

dokunabilmeyi bilmez ellerine. ‘Acımasız olma bunca.’ İşte, buzul çağının

virüsü olmaya çoktan razıyım. Ya da ölüm mantıksa, o bile ölürse, biz

neden yaşayalım? O bile ölüm öncesi ölüm bilincindeyse...

“Ben sözcükleri hep ayrı ayrı anlamlarda düşünürüm,” diyen Vüs’at O.

Bener’in okurunu her okumada ayrı anlamlara götüren ilk romanı. Bener,

okurunu istim üstünde tutan, göndermeler ve oyunlarla dolu, hem

ağır hem kıpır kıpır ve “halen yepyeni” dilini bu yapıtında arşa çıkarıyor.

Bir taşra kasabasında başlayan olaylar, gizli tutulması gereken bir aşkın

ve siyasi ilişkilerin ısıttığı gelişmelerle ivmeleniyor. Edebiyatımızda aynı

konuyu, ortak anılar üzerinden anlatan iki roman var: Vüs’at O. Bener’in

kardeşi Erhan Bener’in romanı Yalnızlar’da aynı çerçeveyi tasvir ettiğini,

iki kardeşin de özellikle kendi benzersiz üsluplarıyla aynı konuyu ele aldıklarını

söylemeden geçmemeli.

“Faulkner’ın söz krupiyeliği çağrıştıran örtük bir kurgulama ile ‘öykü’lerini

dağıtıyor, topluyor Bener bu romanda. İmbikten geçirilmiş, eleyerek

kayda geçirilmiş bozbulanık, bir o kadar da saydam bir panorama

getiriyor Buzul Çağının Virüsü: Son 40 yılın Türkiyesi, taşra(lar), kırık

umutlar, deccal, direniş, yayı gevşetilmiş tutkular, kırık yaylar, tam bir

hüzün konçertosu. (...) bu zorlu romanın konfeksiyon tipi okuru terleteceği

açıktır. Ama, yazınımızın en usta işi örneklerinden birini, hele

bir de güzelim bir aşk romanıysa bu, geri döne döne okumak da yabana

atılacak bir keyif değildir.”

–Enis Batur

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.